Yerel seçimler ile belediyelerde yönetimler yenilecek. Yeni başkanlar gelecek ve belediye bürokratları değişecek. Tüm bu değişimden nasibini belediyelerin, halk katılımı noktasında en önemli enstrümanı olan kent konseyleri de alacak. İlgilileri tarafından bilinen ancak halk arasında pek de haberdar olunmayan kent konseylerinin işlevi ve getireceği anlayışın yerleşmesi çok önemli. Zira, kent konseyleri aracılığı ile sistemli ve seviyeli bir şekilde halkın belediyelerin verdiği kararlara katılması mümkün. Hatta bu kararlara doğrudan yön vermesi de. Belediyelerden memnun olunmamasının altında yatan birçok sebebin, konseylerin doğru ve etkin işletilmesi ile bertaraf edilmesi mümkün. Ama bu gözden kaçıyor. Genel siyaset gündeminin baş döndürücü hızı, bu ve benzeri konuları yutuyor. Oysa, siyaset yerelden şekillenir, merkez de buna kulak verdikçe gelişir. Buna sistemli bir biçimde “dur” demek lazım.

Katkı ve katılım ilkeleri

Yerel seçim atmosferine girmişken, katılım konusunun gündeme gelmesi gerektiğini değerlendiriyorum. Bunun konunun amiral gemisi konumundaki kent konseyi, belediyelerin meclisinden farklı bir kurum. Belediye meclisi seçimle gelen kimselerden oluşuyor. İster istemez, oy kaygısı ve siyasi denge gibi gerekçeler ile “katkı ve katılım ilkeleri” yerini başka paradigmalara bırakıyor. Ancak konseyler, belediyenin bulunduğu yerdeki idarecilerden, muhtarlardan, meslek odalarından ve sivil toplum kuruluşlarından gelen temsilcilerin oluşturduğu mekanizmalar. Kent yaşamının, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek için kurulması gereken bu yapılar, belediyeler için aslında bir zorunluluk. Pratikte, birçok belediye bunu ya kurmaktan imtina ediyor ya da başkanın anlayışı ve çalışma ekseninden çıkmayacak biçimde dizayn ediyor. Ya da kağıt üzerinde kuruyor. Her halde de “var ama yoklar”! Oysa, katılımcılık yani belde halkının yönetime katılmasını sağlamak tüm siyasi partilerin dilinde. Tüm adaylar bundan dem vuruyor. Ancak nasıl olacak bu? şeklindeki soruya kimse net bir cevap veremiyor. Bence, “etkin bir kent konseyi” tüm siyasi partiler için net ve nitelikli bir öneri olabilir. Üstelik belediye kanununda düzenlenmiş ve zorunlu tutulmuş bir kurum.

Nasıl etkin kılınmalı?

Peki konseyleri nasıl etkin kılabiliriz? Öncelikle belde sakinlerinden her kesimi bu işin içine katarak. Her STK’dan temsilcileri davet ederek, tüm kesimlerin burada bulunması için “samimi” gayret vererek. Bu şekilde kent konseyi genel kurulunu teşekkül ettirerek. Yani “gecekondu” mantığı ile değil, bir yaşam ve ifade alanı olarak konseyleri oluşturarak. İkinci olarak kent konseyi yürütme kurulunun ve başkanının “belediye başkanının dileği üzerine” değil de özgür irade ile seçilmesini sağlayarak. Böylece, kent için derdi olanların bir araya gelip, bunun belediyeye tavsiye olarak sunduğu bir kurum olan konseylerin, gerçekten kararlar alıp, şehre yön verdiği bir mecraya girmiş olur. Üçüncüsü ise içeselleştirerek. Yani bu yapıları belediyelerin parçası olarak kabul ederek. Böylece belediye başkanının hem mecliste ve hem de konseyde ele aldığı bir durumun nasıl bir geniş tabana yayıldığını hep birlikte görebiliriz.

Bunu başarılı biçimde uygulayan ve kendi ayakları üzerinde duran “gerçek” konseylerin kurulmuş olduğu tüm belediyelerin başkanlarından halkın memnun olduğunu –gezdiğim, gördüğüm ve konuştuğum kadarıyla- söyleyebilirim. Konseylere gerekli değeri veren başkanların yaptığım incelemeye göre, yüzde sekseni görevine devam etti.

Anlayış devrimi

Bunları neden söyledim?  Belediye meclisi gibi siyasetin belirlediği alanın kararlarının yeteri kadar tartışılmadığını, bir mutfağının olmadan buralardan çıktığını görebiliyoruz. Oysa, bu kararların çoğunda meşruluk sorunu var. Yani verilen kararlar kanunen uygun ama halk tarafından benimsenmiyor. Ancak hayati konular konseylerde genişçe tartışılıp, bir tavsiye olarak belediye meclisi gündemine inebilse, bu kültür bir yerleşse bir anlayış devrimini yaşayacağız. Bilmeliyiz ki konseylerin tavsiyeleri belediye meclisinde öncelikle görüşülüp karara bağlanır. Katılımcılık adına bu konunun seçimler öncesinde gündeme gelmesinin yerel yönetimleri rahatlatacağını düşünüyorum. Zira, başkan-halk arasındaki mesafenin kapanması tüm partilerin ortak niyetidir.

Yeniden veya yeni başkan olacaklara sözüm (Bernard Shaw’dan)  “Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır”. Katılım bir yönüyle istifade edilen akıl sayısını arttırmaktır. Bu da hatayı en aza indirecektir.

CEVAP VER

Lütfen yorum kısmını boş bırakmayın
Lütfen isminizi yazın